26 Mart 2013 Salı

Safranbolu ve Ela

Deniz kenarında balık keyfi için haftasonu kısa yoldan Amasra kaçamağı yaptık. Pazar günü dönüş yolu klasiğimiz de Safranbolu'ya uğramak oldu. Burada da eski konaklardan birinde kuyu kebabı ve şehzade pilavı yedik. Kısa bir turun ardından, yanımıza devleşen karınlarımızı da alıp Ankara'nın yolunu tuttuk.
 
 

 
2 günlüğüne de olsa uzaklaşmak evini özletiyor insana. Gezmeci Ela bile oyuncaklarını özlüyor, kapıdan içeri girer girmez kahkahalarla oyuncaklarına koşuyor, daha doğrusu koşar adım emekliyor. Evden çıkarken ne kadar mutluysa, eve girerken de öyle oluyor. Bu da beni çok mutlu ediyor, life is good sometimes;)
 
 
 
Ps: Ela artık "anneanne" diyor! Bize yemek yedirmeye bayılıyor, burnum nerede deyince gösteriyor, her gün yeni yeni oyunlar buluyor, başka başka şeylere kahkahalar atıyor, bu bebek eğlenmeye bayılıyor! :)

25 Mart 2013 Pazartesi

Amasra'da şirin bir mekan

Lütfiye... Amasra'da eskiden Belvü Palas'ın mutfağı olan mekan, günümüzde Lütfiye adını taşıyan minik olduğu kadar sevimli ve sıcak bir işletme olmuş. Amasra'ya her gittiğimizde bu şirin yere uğruyor, kendi üretimleri olan leziz reçelleri, lokumları, fındık ezmelerini tadarken, keyifle kahvelerimizi yudumluyoruz. Yolu düşenlere önerilir...
 



18 Mart 2013 Pazartesi

10.ayımız

 

 
 
 
 

 
 
 
 
 
 
 

 

Ela'nın her ayı bir öncekinden daha hareketli, daha gülücüklü, daha dişli ve daha annecil geçiyor. Tam dili dönmese de durup durup ammem yani annem diyor, annesinin de içi eriyor. Nadiren de baba diyor işte o da gönül koymasın diye;)

İlk arabasını pek seviyor, onla evin içinde heyecanlı seyahatler yapıyor. Arabasını park ettiği fotoğrafta görünen renkli çitlere tutunarak da sağa sola adımlar atıyor, yürümek için sabırsızlanıyor. Araba için teyzesine, çitler için de dedesine teşekkürler.

Gangnam style duyunca elleriyle tel sarıp dans ediyor, kızınca dudağını dışarı çıkarıp öfkeli öfkeli nefes alıp veriyor, biir bir anlat deyince bir elinin işaret parmağını diğer elinin avuç içine dokundurup dokundurup çekiyor, şirinlik yapmak isteyince gözlerini kısıp gülümserken minik dişlerini gösterip sevimli oluyor, sevindiğinde şak şak alkışlıyor, muzurlaşınca kumandaları saklıyor, sevmediği kanalı hemen değiştiriyor, küvetini doldurmamıza bayılıyor, kahkahalar içinde oyuncaklarına su şakaları yapıyor, dengesini kaybettikçe suya batıp batıp çıkıyor, sonra yine kaldığı yerden devam ediyor; dünya kimin umrunda, Ela'nın olmadığı kesin;)