24 Aralık 2012 Pazartesi

Anne kızın alışveriş dosyası

Bu sezon her yerde zımbalar var. Ayrıca wedge sneakers modasını da atlamamak lazım. Kabul edeyim ilk görüşte aşk değil bizimkisi, hatta bana ilk çağrıştırdığı kelime de "weird" olmuştur; ama gel zaman git zaman insan nelere alışıyor olmalı ki, geçen hafta kendimi Ankara kırsalında mağaza mağaza bu sneakerlardan ararken buldum. No surprise, aradığımı bulamadım. Ankara gibi bir yerdeyseniz ve benim gibi yeni nesil acemi cadı bir anneyseniz, hayat bazen zor olabiliyor. Nereye gitsem bir telaş, mağazaları şöyle bir tarayıp çıkmalar... Ela'yı sevenleri atlatma çabalarımızı da unutmamak lazım. Hem nezaketi fazla elden bırakmayıp, hem de az zamanda çok iş başarmak bazen ciddi anlamda zorlayıcı olabiliyor, hele de minik meleğiniz her gördüğü yabancıya boncuk dağıtırken babanız arabada sizi bekliyorsa!! Bu son ifade durumumuzu gayet net özetledi sanırım:-) Bu nedenle internet alışverişi bazen hayat kurtarıcı olabiliyor. Durum böyle olunca bir iki mağaza taramasından sonra pes edip, bu iki modanın buluştuğu aşağıdaki zımbalı sneakerı netten sipariş verdim.



Fotodan fena görünmüyo ama nete de pek güven olmaz tabi; fiyatı uygun olunca bu riski aldım bakalım şansıma ne çıkacak. Bir de yine bu sezonun rengi bordo bir rugan ayakkabı aldım. Nerede bir pırıltı, bir taş, bir sim, bir rugan görsem "beni al" seslerini susturamıyorum. Genetik bir mevzu olsa gerek... Ablam benim iki level üstümdür, buradan şapka çıkartıyorum kendisine :-)

Bu arada Zeki'nin yaz sezonu ürünlerinde %50 indirim başlamış! Tüm mayo, mayokini, bikini, pareolar yarı fiyatına, neredeyse tüm katalog modelleri de stoklarında var. Yaza göre bir beden daha küçülünce ayaküstü kendimi ödüllendirdim:)

Aşağıdaki siyah pofidik kazaklar H&M, desenli olan da Mango'dan. Bu kabarık kazaklar iki beden büyük gösterse de o kadar yumuşaklardı ki hemen alıp sarılmak istedim. İznimin son günlerini puf puf giyinip Norah Jones eşliğinde kitap okuyarak geçirmek istedim, tabi Ela ne kadar izin verirse... Şu öksürük şuruplarının uyku yaptığı ne kadar doğru acaba:)



Bu arada insanlara bakıp bakıp neden selam vermediğim, tüm o triplere neden maruz kaldığım da ortaya çıktı, göz numaralarım %200 artmış! Merceklerle birlikte, kullanmaktan sıkıldığım çerçevesiz gözlüğümü de değiştirmeye karar verdim. Burberry'nin fall 2012 kataloğundan bu modeli beğendim, aylar sonra yeniden dört gözüm...

H&M'den bir parça da Ela'ya aldım. Krem rengini çok seviyorum, beyazdan daha çok. Beyaz bazen fazla floresan geliyor, fazla yapay; krem daha nostaljik, daha saf bir renk. Aşağıdaki krem boleroyu görünce hemen aldım o yüzden. Belki Ela'ya diş hediği partisinde giydirebilirim diye düşünmüştüm ama Ela'nın henüz diş çıkarmaya niyeti yok gibi...


Penti çocuklar için kedi, köpek ve kurbağa sesi çıkaran pofidik derecede yumuşak çoraplar çıkarmış. Hemen Ela'ya miyavlayanından, Alya'ya da havlayanından aldım. İkisi de çok tatlı ama handikapları makinede yıkanamıyor olmaları. Normalde elde yıkama yazan herşeyi makinenin elde yıkama programında yıkıyorum ama bunları ses mekanizmaları nedeniyle gerçekten elde yıkamak gerekecek. Yine Penti'nin yukarıdaki kediciği hoşuma giden başka bir parça oldu. Dışarı çıktığımızda Ela'cık sıcacık uyusun diye aldım bunu da:)

Anne kız tarzımız pek bir uyuşuyor. Artık babamız da alıştı bizim bu tüylü, taşlı hallerimize; bakın kızıma Çin'den ne getirmiş, yaşasın!! Ben de bunun bir boy büyüğünden istiyoruum:)

13 Aralık 2012 Perşembe

Şeftali kurabiye

 
 
Geçen gün internette gezinirken beni çocukluğuma götüren bir resimle karşılaştım. Şeftali görünümlü kurabiyeler!! Bunlar teyzemin bir sihir ürünü değil miydi!? 20 yılı aşkın zaman sonra esrarengiz formül tam karşımda duruyordu. O heyecanla kolları sıvadım ve yukarıdaki görüntüler ortaya çıktı. "It's a magic!" ;)

11 Aralık 2012 Salı

Leonidas ve irade testi

Doğum sonrası eski formuma dönme çabalarım bir ileri iki geri mehter marşını andırıyor. Son olarak da Belçika'dan gelen Leonidas'lar beni zayıf noktamdan vurdu, pure cocoa butter bir haftalık emeğimi ezdi geçti. Hayat karşı koyamadığım güzelliklerle dolu!! Bu iyi bir şey mi kötü mü bilemedim şimdi... Neyse postumu güzel bitireyim: Herkese çikolata tadında güzel bir hafta diliyorum!! :)

İkea evimizin herşeyi



Bu pazar Ela'cık doğayı tanısın diye ailece eşofmanları çekip Odtü'nün yolunu tuttuk. Güzel bir kahvaltının ardından pazar dinginliği bana fazla geldi ve soluğu İkea'da aldık. Keyifli bir gezinin ardından geriye çiçeklenmesi gereken saksılar, muffinlenmesi gereken kalıplar, oyuncaklanması gereken kutular kaldı. Ooo çok çalışmam lazım çok...
 
 


Ready for Meal!

Nihayet Ela'nın da tribünlerden sahaya inme zamanı geldi, eveet yemek zamanı!! Kızım aylardır dinmeyen bir heyecanla bugünleri bekliyordu. Artık biz yemek yerken elimizden çatal bıçağı kapma yarışına girmeyecek, tabaklarımıza bakıp bakıp iç çekmeyecek, zira onun çeyizleri de döküldü artık:)


Bu arada Ela hala herşeyi yiyebileceğini zannediyor. Sabah babasının çintabını ele geçirmişken suçüstü bu pozları yakaladım. Tableti Çin'den aldığımız için adını çintab koyduk, markası 51Cube,  kesinlike iPad ile yarışır. Hatta fiyat-kalite değerlendirmesini de yapınca bizim eski iPad'e göre yıldızlı pekiyi bile alır:)


4 Aralık 2012 Salı

Ayakkabı aşkına

Ayakkabı aşkının da yaşı yokmuş:) Sen ne zaman doğdun, ne zaman büyüdün öğrendin de ne zaman sevmeye başladın e yaramaz... Eyvah annesinin genetik mirasını almış prenses, korkarım ki boynuz kulağı geçecek!!